Veysel Eroğlu: Binalar için 3-5 yılda bir denetim yapılmalı

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu, binaların 3-5 yılda bir denetlenmesi; izinsiz tadilat yaptıranların yanı sıra yapanların da cezalandırılması gerektiğini söyledi.

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerin Sonuçlarının Bütün Yönleriyle Araştırılması, Depreme Dirençli Yapı Stokunun Oluşturulması ve Kentsel Dönüşüm Uygulamalarının Etkinliğinin Artırılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, Eroğlu başkanlığında toplandı.

Komisyonda sunum yapan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, yaklaşık 9 saat arayla iki ayrı deprem meydan geldiğini anımsattı. Dünyadaki örneklere bakıldığında, bir fay kırıldığında, bu depremin hemen ardından en fazla bir veya iki fay segmentinin kırıldığını belirten Tatar, Kahramanmaraş merkezli depremlerde ise böyle olmadığını vurguladı.

Tatar, şunları kaydetti:

“Bu depreme baktığımızda Malatya fayının hemen güneyinde bulunan ve kısa bir uzanıma sahip olan Doğanşehir fayının, Çardak fayının, Amanos segmentinin kırıldığını görüyoruz. 6,4 büyüklüğündeki 20 Şubat’taki deprem sonrasında ise Antakya’nın güneyindeki Antakya fay ‘zone’una ait bir bölümün yaklaşık 25 kilometrelik kesiminin kırıldığını görüyoruz ve hatta daha da kuzeydoğuya doğru gittiğinizde, 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ depreminin kaynağını oluşturan Sürgü segmentinin, Pütürge segmentinin de bir miktar bu deprem sonrasında kırıldığını görüyoruz. Yani nereden baksanız birbirinden farklı 7 ayrı segmentin, yaklaşık 9 saatlik bir süre içerisinde kırıldığını ve bunun sonucunda nereden baksanız yine 450 kilometre civarında bir yüzey kırığı oluşturduğunu görmek mümkün.”

Türkiye’de 485 diri fay bulunduğunu ve bu fayların uzunluğunun 14 bin 500 kilometre civarında olduğunu kaydeden Tatar, fayların her birinin 5 ve üzerinde bir deprem üretme potansiyeli taşıdığına işaret etti.

– “19 bin 126 artçı sarsıntı yaşandı”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından şu ana kadar 19 bin 126 artçı sarsıntının yaşandığı bilgisini veren Tatar, “42 günlük süreyi hesapladığınızda neredeyse üç, dört dakikada bir artçı sarsıntının meydana geldiğini görüyorsunuz.” sözlerini sarf etti.

Tatar, 7,6 büyüklüğündeki depremlerin sonrasında yer kabuğunda maksimum 7,3 metreye varan yer değiştirmeler gördüklerini, bunun çok büyük bir rakam olduğunu söyledi.

Yer kabuğunun sol yönlü, yatay şekilde yaklaşık 7,5 metre yer değiştirdiğine dikkati çeken Tatar, “Yani bunun üzerinde hiçbir binanın kalması mümkün değil. O yüzden sürekli fay yasası diyoruz. Bu fay yasası meslek şovenizminin çok ötesinde bir şey. Bu, gerçekten çok ciddi şekilde ele alınması gereken bir husus ve en kısa zamanda da bunu inşallah hep birlikte yasalaştırmak durumundayız.” dedi.

Türkiye’deki her bir fayın parametresinin ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Tatar, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) 485 fayın 172’si, üniversitelerin de yaklaşık 60-70’i üzerinde çalışma yaptığını, geriye kalan fayların da çalışılması gerektiğini vurguladı.

Depremlerin ardından hemen aksiyon alındığını belirten Tatar, TÜBİTAK MAM, AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, MTA ile 25 üniversiteden alanında uzmanlarla, geniş bir grupla çalışma yapılacağını bildirdi.

Tatar, “Bu yıldan itibaren 80 civarında, yani eli kulağında diyebileceğimiz, her an deprem üretme potansiyeli bulunan faylara öncelik verecek şekilde bunların çalışılmasını planlıyoruz.” dedi.

– “Yeni bir deprem olacak mı?”

Deprem bölgelerinde bulunan vatandaşların, “Yeni bir deprem olacak mı? Artçı olacak mı?” sorusunu sıklıkla sorduğunu aktaran Tatar, “köpek havladığında, kedi miyavladığında insanların kaçıştığını”, bu noktaya geldiğini belirtti.

Tatar, “Önümüzdeki dönemlerde bölgede 5’in üzerinde oluşabilecek artçı sarsıntılar meydana gelebilir, bunu her zaman söylüyoruz. Çünkü 7,7; 7,6 büyüklüğündeki bir deprem, bu depremin oluşturduğu etki alanı, ortaya çıkan enerji, kırdığı fay parçasının büyüklüğü ve diğer bütün parametreleri dikkate aldığınızda bu belki de 6’nın üzerine kadar çıkabilecek büyüklükte artçı sarsıntılar yaratabilir.” ifadelerini kullandı.

-“Yönetmeliği satır satır gözden geçiriyoruz; orada sıkıntı yok”

Alyamaç, “Kamera kayıtlarında 6. saniyede bina yıkılıyor, bu mümkün olmayacak bir şey. Bu, yapı zaten zor ayakta duruyor anlamı taşır. Böyle bir problemimiz var. Biz yönetmeliği satır satır bir daha gözden geçiriyoruz; orada sıkıntı yok. Şu anda inanın, dünya ne düzeydeyse yönetmelik olarak oradayız, orada da bir problem yok. Hatta daha iyisini arıyoruz fakat yıkımın nedeni kesinlikle yönetmelikteki kurallar değil, yönetmeliğe uyulmayan hatta hiçbir mühendislik hizmeti almayan yapılar; problemimiz burada.” dedi.

Malatya ile ilgili tuttukları istatistiklere değinen Alyamaç, Malatya’da yıkılan her 11 binadan 8’inin ikinci depremde yıkıldığına dikkati çekti. Alyamaç, “Dolayısıyla Malatya’daki can kaybımız o yüzden şükür ki az oldu. Bakın, düşünün, vatandaşın bir yıl önce kendi eliyle yaptığı bina yıkıldı çünkü hiçbir mühendislik hizmeti almamıştı; bizim problemimiz burada.” ifadesini kullandı.

– “İzinsiz tadilat yapan kişilerin mutlaka cezalandırılması lazım”

Komisyon Başkanı Veysel Eroğlu da 1999’da yaşanan depremde, Avcılar’da yıkılan binaları incelediğinde, oto galeri açmak için kolonlarının kesildiğini gördüğünü anlattı.

Son depremde Diyarbakır ve Şanlıurfa’da da benzer şekilde kolon kesme, kiriş içerisinden tesisat geçirme gibi işlemlerin olduğunu vurgulayan Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Asansörler için yapıldı; binalar için de 3-5 yılda bir denetim yapılmalı. Bunu yönetmeliğe koymalıyız. İzinsiz tadilat yapan, kolon kesen kişilerin de mutlaka cezalandırılması lazım. Sadece izinsiz tadilat yaptıranın değil aynı zamanda yapanların da ceza görmesi lazım ki bir daha buna yeltenmesin. Bir de malzeme çok önemli. Betonarme yapılarda çimento kullanılıyor. Özellikle çimentonun kalitesini yerinde denetlemek gerektiği kanaatindeyim. Bunun için de özel bir planlama yapılması gerekir.”

Eroğlu, AFAD’ın binalarının mutlaka elden geçirilerek, depreme dayanıklı hale getirilmesini istedi.

Bazı toplanma alanlarının da işgal edildiğini, bu konuda adım atılması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, depremlerde malzemelerin dağıtımı için AFAD’ın, bilgisayar programıyla barkotlu bir sisteme geçmesi, hızlı şekilde prefabrik kalıcı konutların yapılması önerilerinde bulundu.

Bazı yerlerde, AFAD’ın çıkardığı il afet risk azaltma planlarından ilgili kurumların haberdar olmadığını ifade eden Eroğlu, bu konuda tüm raporların takibinin yapılmasını istedi.

Binaların güçlendirilmesi çalışmasını bazı firmaların suistimal ettiğine işaret eden Eroğlu, bu firmaların güçlendirme adı altında yapının yükünü daha da artırdığını söyledi.

– “Afet bölgesinden çıkan vatandaşlarımız geri dönüşler yapıyor”

AFAD Başkanı Yunus Sezer de sunumunun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Deprem bölgesine 6 Şubat’ta 28 askeri uçakla 134 sorti yapıldığını, kişilerin taşındığını vurgulayan Sezer, Türk Hava Yollarına ait kargo uçaklarıyla da 108 sefer gerçekleştirildiğini, bunun da her gün artarak sürdüğünü anlattı.

Deprem günü Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman’daki havaalanlarının kullanılamaz olduğunu anımsatan Sezer, Malatya ve Adana’daki havaalanlarını aktif kullandıklarını dolayısıyla bütün lojistik merkezini buraya konuşlandırmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İki havaalanında yoğunluğun hat safhaya ulaştığına işaret eden Sezer, “Dolayısıyla beklemeler, araç bulmalar noktasında, bunların diğer illere gönderilmesi noktasında ilk gün belli aralıklarla sıkıntılar yaşanmıştır.” dedi.

Deprem bölgelerinde şu an 501 bin 769 çadırın kurulduğu bilgisini veren Sezer, Hatay’da ise bu rakamın 143 bin 564 olduğunu aktardı.

AFAD’ın çadır üretim kapasitesinin günlük 3 bin 500 civarında olduğunu ifade eden Sezer, “Şu anda yurt dışından 6 uçak geliyor. 3’ü Çin’den, 3’ü de Pakistan’dan geliyor. Her gün biz uçaklarla çadır taşıyoruz. Çadır konusunda iki nedenden dolayı artış var. Afet bölgesinden çıkan vatandaşlarımız geri dönüşler yapıyor. İkinci konumuz da artçı sarsıntılar devam ediyor, dolayısıyla Hatay’da evine giren hiçbir vatandaşımız yok. Talep özellikle Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya’da devam ediyor. Her gün 10 bin çadırı biz kendi ürettiklerimizle beraber, yurt dışından gelenlerle gönderiyoruz.”diye konuştu.

Sezer, AFAD’ın ürettiği çadırların beşik sistemi olduğunu, su almadığını bildirdi. Sezer, bağış olarak gelen bazı çadırlarda sıkıntı yaşandığını, bununla ilgili de illerde tüm koordinatör mülki idare amirlerinin önlem aldığını ifade etti.

Yoğun bir yağış dönemi geçirildiğini anımsatan Sezer, Adıyaman’da 200 çadırda su alma durumunun yaşandığını, bu kişilerin de yurtlara alınarak misafir edildiğini anlattı.

Afetten etkilenen az, orta, ağır hasar ve yıkılacak binalara ilişkin 10 bin lira genel ödeme yapıldığını anımsatan Sezer, şu anda 1 milyon 500 binin üzerinde ödeme gerçekleştirildiğini dile getirdi. Sezer, bazı afetzedelerin adres uyuşmazlığı nedeniyle ücreti alamamış olabileceğini kaydetti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir