Betül Yasemin Keskin / Milliyet.com.tr – 31 yaşındaki Briana Adesso isimli genç kadın sağlıklı besleniyordu ve aktif bir yaşam tarzına sahipti. Sağlıklı bir yaşam şeklini benimseyen genç kadın vücudunda bir tuhaflık fark etmişti. 2022 sonu ile 2023 başı arasındaki altı aylık zaman diliminde yaklaşık 40 kilo alan genç kadın beyin sisi, yorgunluk, enerji eksikliği, parmak ucu uyuşması gibi sorunlar yaşayınca gerçek bir problem olduğunu anladı ve doktora gitti. Önce kan testi yapıldı ancak sonuçlarında bir anormallik görülmedi. Daha kapsamlı bir araştırma için geniş bir tarama testine girdi ve tiroid ultrasonu çekildi. Ultrasonda tiroid bezinin üzerinde hormon üretimini engelleyen çok sayıda iyi huylu büyüme olduğu ortaya çıktı. Kendisine hipotiroidi -yani tiroid bezinin az çalışması- teşhisi konuldu ve bu durum metabolizmasının çökmesine neden oldu. Ayrıca tiroid sorunlarının yanı sıra insülin direncinden de muzdarip olduğu tespit edildi. Briana Adesso’nun hayatı bir anda tepetaklak oldu ve tesadüfen fark ettiği hastalığı bakın hayatını nasıl değiştirdi.

HEM SAĞLIKLI BESLENİYOR HEM SPOR YAPIYORDU
Briana Adesso 31 yaşında genç bir öğretmendi. Yaşamayı çok seven Adesso, sağlığına çok dikkat ediyor düzenli bir şekilde spor yapıyordu. Ancak son zamanlarda kendini oldukça halsiz hissediyordu ve ne yaparsa yapsın bu his hiçbir şekilde gitmiyordu. Sonunda doktora gidip sorunun ne olduğunu bulmaya çalıştı. Bir türlü geçmeyen halsizliği ve yorgunluğu, sürekli kilo alması yapılan testlerle de bir sonuca varmadı. Sonunda kanser olduğunu bile düşündü ve detaylı test yapılmasını istedi.
Tüm tetkikleri yapan doktoru metabolizmayı, büyümeyi ve gelişmeyi düzenleyen hormonlar üreten kelebek şeklinde bir bez olan tiroidinin ultrasonunu çekti. Bezin üzerinde hormon üretimini engelleyen çok sayıda iyi huylu büyüme olduğu ortaya çıktı. Hipotiroidi teşhisi alan kadının bütün metabolizması çöktü. Adesso’nun tiroid sorunlarının yanı sıra insülin direncinden de muzdaripti. İnsülin direnci, vücuttaki hücrelerin insüline daha az tepki vermesiyle oluşan ve kilo alımına yol açabilen bir durum.

TİROİDE BİR DE İNSÜLİN EKLENDİ
Hastalığı teşhis edildikten sonra tedavisine başlanan Adesso, spora ve dengeli beslenmeye devam etti. İlaçların da etkisiyle kilo vermeye ve eski sağlığına kavuşmaya başladı. Başlangıçta hangi rahatsızlıktan muzdarip olduğu bir türlü anlaşılamayan Adesso’nun yaşam kalitesinde de gözle görülür bir iyileşme yaşandı.
Hipotiroidi hakkında daha detaylı bilgi almak üzere Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Nazlı Gürsoy Kırnap’a danıştık. Doç. Dr. Kırnap, hastalığı şu sözlerle tanımladı:
“Hipotiroidi, tiroid bezinin yeterli miktarda hormon üretememesi sonucu ortaya çıkan bir hormon yetersizliğidir. Tiroid hormonları; oksijen tüketimi, hücrelerin büyümesi ve olgunlaşması ile birlikte vitaminler, hormonlar ve besin öğelerinin metabolizmasında hayati rol oynar. Bu hormonların eksikliğinde halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü, soğuğa tahammülsüzlük, kilo alma, kabızlık, cilt kuruluğu, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve günlük iş performansında azalma gibi belirtiler görülebilir.”
Ciddi iyot eksikliği olan bölgelerde hipotiroidinin en sık nedeninin iyot eksikliği olduğunu ileten Doç. Dr. Kırnap, iyot eksikliği olmayan bölgelerde hipotiroidinin en sık nedeninin bir otoimmün hastalık olan Hashimoto tiroididi olduğunun altını çizdi.

“Hashimoto tiroiditi tiroid bezinin otoimmüniteye (vücudun kendi kendini yabancı algılayarak yaptığı hasar) bağlı başlangıçta büyümesi kronik dönemde de giderek küçülmesi ile ilerleyen bir hastalıktır” diyen Doç. Dr. Kırnap, “Her yıl hastaların yüzde 5’inde hipotiroidi gelişir. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Nedenleri genetik yatkınlık ve çevresel faktörler suçlanmaktadır. Diğer otoimmün hastalıklarla birlikte görülmesi genetik yatkınlığı destekler. Romatoid artrit, lupu, otoimmün gastrit, böbrek üstü bezi yetmezlikleri, kadın ve erkekte cinsiyet hormon eksiklikleri, çölyak, karaciğer sirozlarının bazı tipleri ile birlikte görülebilir. Bu iltihabi süreç genetik yatkın bireylerde, radyasyon, sigara, fazla iyot maruziyeti sonucu hastalık tetiklenebilir. Bunun dışında hipotiroidi, ilaçlara bağlı, beyinde hipofiz hastalıklarına bağlı veya geçici tiroid iltihaplarına bağlı da gelişebilir” açıklamasında bulundu.
‘BULGULAR SİLİK OLABİLİR’
Hipotiroidinin başlangıç aşamasında bulgularının tıpkı bu vakadaki gibi silik olabileceğini ileten Doç. Dr. Kırnap, “Hastalığın derecesine bağlı bulgular şiddetlenir. Yukarıda bahsettiğimiz bulguların varlığında laboratuvar testi yapılarak tanı kesinleştirilir. Tanı kesinleştirildikten sonra tiroid hormonlarının üretilmiş formları hastaya verilir. Tedavi eksik hormonu yerine koyma tedavisidir. Hastalığı geri döndüren tedavi değildir. O nedenle hormon tedavileri düzenli alınmalıdır. Belli aralıklarla dozu kontrol edilmelidir“ dedi.
Açıklamalarını hastalığın tedavi süreciyle ilgili bilgilendirerek sonlandıran Doç. Dr. Kırnap şu cümleleri kullandı:
“Hipotiroidide temel prensip eksik hormonu yerine koymaktır. Bu hormon aynı tiroid hormonu gibi metabolizmamızın çalışmasında görevleri yürütür. Tiroid hormonları mutlaka aç karna (yemekten 30-45 dk önce) ve tek başına alınmalıdır. Bazı ilaçlar ile ve gıda ile etkileşirler. Bunun sonucunda yeterli emilim olmaz. İlaçtan yeterince faydalanamayız. Eğer hipotiroidi ile birlikte diğer otoimmün hastalıklar var ise ve bunlar için ek diyet gerekiyor ise dikkat etmek gerekir. Örneğin beraberinde çölyak hastalığı var ise glutenden yoksun diyet önerilir. Karaciğer hastalığı var ise hastalığın derecesine göre bazı diyetler önerilir. Ancak tek başına hipotiroidi de böyle bir öneriye bugünkü bilgilerimize göre gerek yoktur. Her bireye önerebileceğimiz yeterli iyot içerikli gıda (ülkemizde tuzlara eklenmiş iyot genel kullanılan tuz miktarı hesaplanarak günlük ihtiyacı karşılayacak şekilde desteklenmiştir), dengeli sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite hipotiroidili hastalara da önerilir.”