Organik sebze, meyve daha mı faydalı? Osman Müftüoğlu noktayı koydu: ‘En sağlıklısı’

Haber gorseli

Uzun yıllardır organik gıdalar üzerine yapılan araştırmaların ortak sonucu, organik ürünlerin her zaman daha yüksek vitamin ve mineral içerdiğini gösteremiyor. Bilimsel çalışmalar, organik sebze ve meyvelerin besin değerinin yetiştirme koşullarına, toprağın yapısına, iklime, hasat zamanına ve saklama sürecine göre büyük farklılık gösterebildiğini ortaya koyuyor.

Uzmanların en çok üzerinde durduğu noktalardan biri pestisit kalıntıları oluyor. Organik tarımda sentetik pestisitlerin kullanımı büyük ölçüde sınırlandırıldığı için organik ürünlerde bu kalıntıların daha düşük seviyelerde bulunabildiği belirtiliyor. Yapılan bazı araştırmalar, organik beslenmeye geçiş yapan kişilerde belirli pestisit metabolitlerinin kısa süre içinde azaldığını gösteriyor.

Ancak bu durumun tek başına daha fazla vitamin veya mineral anlamına gelmediğinin de altı çiziliyor. Bir ürünün daha az pestisit içermesi ile daha besleyici olması aynı şey olarak değerlendirilmiyor.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun özellikle dikkat çektiği konu ise ürünlerin tazeliği oluyor. Bir sebze ya da meyvenin besin değerini yalnızca üretim yöntemi belirlemiyor. Hasattan sonra geçen süre de vitamin kaybı açısından büyük önem taşıyor.

Dalından yeni toplanmış geleneksel bir domates ya da salatalık, günlerce depoda beklemiş organik bir üründen daha fazla besin değeri sunabiliyor. Özellikle C vitamini gibi hassas vitaminler zamanla azalabiliyor. Bu nedenle alışveriş yaparken sadece organik etiketi yerine ürünün ne kadar taze olduğuna dikkat etmek daha doğru bir tercih olarak görülüyor.

Uzmanlara göre uzun süre depolama, yüksek sıcaklık, güneş ışığına maruz kalma, sebzelerin doğrandıktan sonra uzun süre bekletilmesi ve gereğinden fazla pişirilmesi de besin değerini azaltan önemli etkenler arasında yer alıyor.

Bazı araştırmalarda organik sebze ve meyvelerde polifenoller ve bazı antioksidan bileşiklerin bir miktar daha yüksek olduğu bildiriliyor. Özellikle bitkinin doğal savunma mekanizması nedeniyle bu bileşiklerin artabildiği ifade ediliyor.

Ancak uzmanlar bu farkın her üründe görülmediğini vurguluyor. Domates, çilek ya da elma gibi ürünlerde elde edilen sonuçlar farklılık gösterebildiği gibi aynı ürün farklı bölgelerde yetiştirildiğinde de besin değerleri değişebilir.

Bitkisel ürünlerde olduğu gibi hayvansal ürünlerde de organik üretim bazı farklılıklar sunabiliyor. Organik hayvancılıkta hayvanların beslenme şekli, yaşam alanları ve antibiyotik kullanımı daha sıkı kurallarla düzenleniyor.

Bazı bilimsel çalışmalar organik süt ve ette omega 3 yağ asidi miktarının bir miktar daha yüksek olabileceğini gösterse de bu farkın insanların sağlığı üzerinde büyük ve kesin bir avantaj oluşturduğu henüz kanıtlanmış değil.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun altını çizdiği en önemli mesajlardan biri de burada ortaya çıkıyor. Eğer bütçeniz organik ürün almaya uygun değilse geleneksel yöntemlerle üretilmiş sebze ve meyveleri tüketmekten vazgeçmeyin. Çünkü uzmanlara göre sebze ve meyve tüketmemek, izin verilen sınırlar içindeki pestisit kalıntılarından çok daha büyük bir sağlık riski oluşturuyor. Düzenli sebze ve meyve tüketimi kalp hastalıklarından bazı kanser türlerine kadar birçok kronik hastalık riskini azaltan en önemli beslenme alışkanlıklarından biri olarak kabul ediliyor.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da organik ürün tercih edebilenlerin özellikle kabuğuyla tüketilen ve iyi temizlenmesi zor olan sebze ve meyvelerde organik seçenekleri değerlendirebileceğini söylüyor. Ancak bütçe kısıtlıysa önceliğin organik etiketi değil, sofradaki çeşitlilik olması gerektiğini vurguluyor.

yok

Author: Zeynep Koç