
Ne kadar günahını almışlar İsmail Kartal’ın? Bugün, Mourinho için, “istikrar”, “sabır” diye tutturanlar, “Hacı Abi” için hiç de müsamahakâr değildi. Fenerbahçe’nin rekor puana ulaştığı sezon, “Pardon” denilerek gönderilmişti.
Yerine, belki de 8-10 katı fazla bedelle, Jose Mourinho getirildi. O da, bir rekortmendi… Tazminat rekortmeni! Gittiği her kulüpten küpünü doldurup ayrıldı.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a değil, herhangi bir Fenerbahçeliye sorun bakalım, Mourinho’dan ne kadar memnun?
Yönetimi için konuşmaz, “My boss” der. Futbolcusu için konuşmaz, yanlışını kabul etmez, centilmenliği sevmez, bükemediği eli öpemez. Çünkü; kibirden başı hiç yere eğilmez.
Türk futbolu ona göre, “kirlidir”, Türk hakemi “yeteneksizdir”. Ama kendisi, dünyanın en iyisidir. Keşke bunun kanıtlarını Fenerbahçe’de gösterebilseydi. Olmadı.
Ligde özellikle, Galatasaray maçlarında, Fenerbahçe’nin büyüklüğünü bir türlü kavrayamadı. Hep bir bahanesi vardı! Zaten bahane olmadığı maçlarda da, “çirkefliği” sahadaydı. Meslektaşının başarısını kaldıramadı, saldırdı; evladı yaşındaki rakip futbolcuyla ağız dalaşına girecek kadar aymazdı.
Ziraat Türkiye Kupası’nda yolun sonu oldu, ligde ise, Galatasaray’ı yakalayabileceği derbide yoktu.
Sezon sonu, bakalım kimin sonu?
Meraklısına not: Mourinho bu sezon 27 maç sonunda; 20 galibiyet, 5 beraberlik, 2 yenilgi alırken, 67 gol attı, 25 gol yedi. Puanı ise 65… İsmail Kartal’ın yönetimindeki Fenerbahçe ise; 27 maçta 22 galibiyet, 4 beraberlik ve sadece bir yenilgi almıştı. Attığı 70 gole karşılık, 22 kez kalesinde gol gördü ve 70 puandaydı.
* * *
Tencere-kapak meselesi… Bir de öğrencisi var ki… Adı, Mert Hakan Yandaş… Mert değil dert… Nerede bir olay var, orada… Nerede bir sıkıntı var, orada… Koca Fenerbahçe’nin kaptanlarından oysa… Sezon başında iki yıllık sözleşme imzalandı, ne varsa?
Nerede bir sıkıntı var, orada Mert Hakan var. Olaylara yaptığı katkıyı, sahada takımına katsa, Fenerbahçe herhalde bugün bu durumda olmazdı!
* * *
Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, aynı zamanda forma adaletinin de ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Muslera gibi bir yıldızın gölgesinde kalan Günay Güvenç’e olan güvenini gösterdi ve böylesine kritik bir maça rağmen kaleyi teslim etti.
Morata, omuzundaki türlü apoletlere rağmen kenardaydı. Diğer yeni transferlerden, Cuesta, Frankowski, Ahmed Kutucu da kulübedeydi. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyerek, ada, sıfata değil, icraata baktı ve kazandı.
En azından son dönemdeki yanlışlarından dönmeyi başardı.
* * *
Ama bunların hiçbiri, Okan Buruk’un “günahlarının” kefareti olamaz. Saha içine bakıldığında, üstelik sezon başından bu yana, ülke içerisinde sadece bir mağlubiyet alan bir teknik adam olarak, birçok yanlışı vardı Okan Hoca’nın… Ancak, Osimhen gibi bir kurtarıcısı da vardı. Fenerbahçe karşısındaki doğruları, maç sonu yaptıklarını sildi, götürdü.
Mourinho’nun o hareketi, kendi başına mı yaptığını zannediyorsunuz? Okan Hocam, ne söylediniz, ne yaptınız da rakip hocayı yolundan döndürüp peşinize taktınız? Üstelik, Mourinho’nun yaptığının doğru olmadığı yazılıp çizildi de, bir burun sıkmasıyla nasıl nakavt oldunuz?
Söylemek istemiyorum ama, kendinizi bu kadar iyi bir refleksle yere atmayı kimden öğrendiniz? Kemerburgaz’da bunun antrenmanını mı yapıyorsunuz?
Mourinho’nun marka değeri
“Garip gelebilir ama son 20 yıldır Jose Mourinho’nun kendi ismi yok” diye başlıyor İngiliz Daily Mail’in haberi…
Olayın özü, 4 Nisan 2005’te, Chelsea tarafından Mourinho adına İngiltere’de yapılan marka tescili, yarından itibaren boşa çıkıyor. Birçok ürün için alınan bu isim hakkının, artık İngiliz kulübü tarafından tescil edilmeyeceği belirtildi. Yani, yarından itibaren “Jose Mourinho” boşta…
Kendi mi alır, Fenerbahçe mi bilmem… “Kaç paralık”tır, ne kadar değeri vardır, 20 yıl önceki Mourinho ile bugünkü Mourinho’nun marka değeri aynı mıdır, onu da bilmem.