


Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin

Ortadoğu’da İslamabad Mutabakatı ile sağlanan geçici nefes alma döneminin ardından ABD-İran hattında gerilim yeniden tırmandı. Hürmüz Boğazı’ndaki karşılıklı hamlelerle başlayan bu yeni süreç, küresel güvenliği tehdit eden sistemik bir krize dönüşüyor. Donald Trump’ın İran’ın sivil altyapısını hedef alan tehditleri, sadece bir ordunun yenilgisini değil, devlet mekanizmasını “sistemik felç” yöntemiyle tamamen çökertmeyi amaçlayan yeni bir askeri stratejiyi gözler önüne seriyor. Kırılgan ateşkesin çöküş nedenlerini, ABD’nin Trump’ın tehditleriyle somutlaşan yeni yıkım konseptini, sivil altyapı kaybının yol açacağı insani felaketi ve Husiler üzerinden Babülmendep’e sıçrayabilecek asimetrik tehditlerin küresel dengeleri nasıl değiştirebileceğini İran Araştırmaları Merkezi’nden (İRAM) akademisyen Oral Toğa, Hürriyet’e anlattı.
1- MUTABAKAT NEDEN ŞİMDİ ÇÖKTÜ
İslamabad Mutabakatı bir çözüm değil, zaten bir “yorgunluk” anlaşmasıydı. En önemli özelliği sorunları çözmüş olması değil, dondurmuş olmasıydı. 14 Haziran’da varılan 14 maddelik metin çatışmaları durduruyor ve nihai anlaşma için 60 günlük müzakere penceresi açıyordu ancak temel anlaşmazlıkların tamamını erteliyordu. Nükleer programın geleceği, bölgesel vekil ağları, yaptırımların kaderi ve en kritik başlık olan Hürmüz’ün yönetimi bağlayıcı bir yol haritasına kavuşturulmamıştı. Washington boğazın koşulsuz ve ücretsiz açılmasını isterken Tahran boğazın güvenliğinde belirleyici konumunun tanınmasında ısrar etti. ABD Hazinesi mutabakat kapsamında İran’a tanınan petrol satış lisansını iptal etti, Tahran bunu ihlal saydı. Keza İran, Boğaz’da kendi belirlediği hat dışında gemilerin geçemeyeceğini söylediğinden Umman tarafından yapılan geçişleri mutabakata aykırı buldu. Nihayetinde saldırılar gerçekleşti. İranlılar, “yetkisiz rota” gerekçesiyle boğazda ticari gemilere ateş açtı, Washington bunu gerekçe göstererek 8 Temmuz’da saldırıları yeniden başlattı. Özetle mutabakat iki tarafı bağlayan bir denge değil, iki tarafın da nefes almak için kullandığı bir ara dönemdi.

2- TRUMP’IN TEHDİTLERİ NE ANLAMA GELİYOR
Saldırılar kronolojik değil fonksiyonel katmanlar halinde okunduğunda tablo netleşiyor. Savaşın başından bu yana liderlik kadroları, konvansiyonel askeri kapasite, savunma sanayii ve ağır sanayi, enerji ve ihracat altyapısı, ulaşım ağı ve iletişim altyapısı sistematik biçimde hedef alındı. Donanma fiilen imha edildi, füze atış kapasitesinin yüzde doksan oranında düştüğü açıklandı, petrokimya ihracat kapasitesinin büyük bölümü devre dışı kaldı, köprüler ve demiryolları vuruluyor. Her vuruş tek başına askeri gerekçeyle açıklanabilir ancak toplam etki bir ordunun yenilgiye uğratılması değil, bir devlet yapısının söküme uğratılmasıdır. Askeri literatürde sistemik felç olarak adlandırılan bu yaklaşımda amaç düşmanın savaşma iradesini kırmak değil, kendini idare edebilme yeteneğini ortadan kaldırmaktır. Bu çerçevede Trump’ın sivil altyapıyı hedef göstermesi yeni bir tırmanmanın habercisi değil, yürüyen sürecin son katmanının ilanı. İran’ın buna cevabı ise savaşı asimetrik olarak bölgeye yaymak olacaktır. Hürmüz’ün dışında Babülmendep’te, Irak’ta ve Körfez ülkelerinde gelişmeler görebiliriz.
3- SİVİL ALTYAPI YOK EDİLİRSE NE OLUR
İnsani krize varan bir durum ortaya çıkar. Ortaya çıkacak tablo “askeri hasar” tabirini aşar. Elektrik üretiminin çökmesi hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerinden su pompalarına, soğuk zincirden bankacılık sistemine kadar günlük yaşamın bütün damarlarını keser. Petrol kuyularının vurulması ihracat gelirinden önce iç yakıt döngüsünü çökertir; rafinerilere ham madde akışı durur, tarımda sulama ve hasat aksar, gıda arzı birkaç ay içinde doğrudan etkilenir. Deniz suyunu tuzdan arındırma tesisleri doğrudan vurulmasa bile elektriksiz çalışamayacağı için güney kıyılarındaki milyonlarca insanın temiz suya erişimi kesilir. Siyasi düzlemde devletin en temel hizmetleri sağlayamaması toplumsal sözleşmeyi aşındırır, boşluğu karaborsa, yerel güç odakları ve devlet dışı yapılar doldurmaya başlar. Yerel yapılar, aşiretler ve örgütler bu “devletsizlik” halinden menfaat sağlayıp alan kazanabilirler. Yaptırımlar yeniden inşayı yapısal olarak engellediği için bu hasar ateşkesle ortadan kalkmaz, on yıllara yayılan kalıcı bir düşük kapasite tuzağına dönüşür.
4- BABÜLMENDEP KAPATILABİLİR Mİ
Husilerin boğazı fiziksel olarak kapatacak gücü yok ancak buna ihtiyaçları da yok. 2023-2025 döneminde füze, İHA ve insansız deniz araçlarıyla yüzden fazla gemiyi hedef alarak Süveyş trafiğini yarı yarıya düşürdüler. Boğazı kapatmak için yoğunluk değil süreklilik yeterlidir. Bu da haftada tek bir isabet bile sigorta piyasasını rotadan uzak tutar. Başarırlarsa Hürmüz’le birlikte dünya petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık dörtte biri kesilir. Daha kritik olan şudur, Hürmüz kapalıyken Körfez petrolünün Asya’ya ana alternatif çıkışı Yanbu limanı üzerinden Babülmendep’ten geçmektedir ve boğazın kapanması bu emniyet supabını da devre dışı bırakır. Petrol fiyatları kontrolsüz bir sarmala girer, Süveyş gelirleri çöken Mısır doğrudan etkilenir ve Trump’ın boğazları açmaya dayalı çıkış stratejisi geçersiz kalacağı için ABD Yemen’de ikinci bir cepheye zorlanır. Eğer bu senaryoyu görürsek NATO içinden Fransa, İngiltere gibi bazı aktörleri de çatışma içinde görmemiz mümkün. ABD, İran ve Hürmüz’le uğraşıyorken bu aktörler de Yemen’e yürüyebilir.

ABD-İRAN HATTINDA KARŞILIKLI SALDIRILAR
ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar durmak bilmiyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, (CENTCOM) dün İran’ın komuta merkezleri, hava savunma sistemleri, füze ve insansız hava aracı altyapısı ile sahil gözetleme tesislerinin hedef alındığını açıkladı. Saldırılar ülkenin güneyindeki Buşehr, Ahvaz ve Bender Abbas’ta yoğunlaştı. İrahşehr Havaalanı’nı füzeler hedef aldı. Bandar Hamir şehrindeki bir köprü bombalandı. Bender Abbas’ta bir iletişim kulesi ateş altına alındı ve bölgede uzun süre elektrik kesintisi yaşandı. Ayrıca Keşm Adası, Çabahar Limanı, balistik füze üretimi ile uzay programının merkezlerinden Semnan eyaleti hedef alındı. Al Jazeera’ye konuşan CENTCOM’dan bir yetkili, ABD’nin Ortadoğu’da 50 bin askerinin bulunduğunu belirtti.
TAHRAN: BOĞAZ KAPALI KALACAK
ABD’nin saldırılarının ardından Tahran da düğmeye bastı. Devrim Muhafızları Ordusu, dün Kuveyt’teki Ali El Salem Hava Üssü’nde bulunan C-RAM erken uyarı radarını ve Irak’ın Umm Kasr bölgesindeki ABD askerlerinin bulunduğu alanı füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Reuters, İran’ın ABD’nin enerji altyapısına saldırması durumunda Husi milislerine Babülmendep Boğazı’nı kapatma emri verdiğini aktardı.
‘İRAN ANLAŞMAK İSTİYOR’
Tahran ile müzakerelerin çıkmaza girip girmediği konusunda ise Washington cephesinden “görüşmelerin devam ettiği” sinyali geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “İran, ABD ile görüşmeye devam ediyor ve bizimle bir anlaşma yapmak istiyor” dedi. Tahran’ın mutabakatı ihlal ettiği için bölgede ABD operasyonlarının yeniden başladığını belirten sözcü, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere ateş açtılar. Mutabakat zaptına uymadılar. Başkan Trump bu eylemlere seyirci kalmayacak” yorumunu yaptı.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Bülten Seçimleri

